PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : KiRMiZi GüL DeMeT DeMeT



genc-sazci
22.Austos.2007, 23:11
Kırmızı gül demet demet,
Sevda deşil bir alamet,
Balam nenni, yavrum nenni
Gitti gelmez ol muhannet
Şol revanda balam kaldı,
Yavrum kaldı, balam nenni...

Nenni ya! Nenni ki nenni!. Yavrum nenni! Bir demet kırmızı gülle
gelen nenni!. Nasıl oluyor derseniz, türkünün dilini açmak gerek...
Varıp sormak gerek türküye : ""Ey türkü nedir bu demet demet kırmızı gül ve de nenni!. Yavrum nenni... Balam, nenni"". Bu demet demet gül hem de kırmızısından, sevgiliye duygu mu taşıyor? Neden kırmızı gül de kır papatyaları deşil? ŞÖyle sarılı beyazlı, düz sarılı, Öküz gÖzü gibi, kırdan toplanmış papatyalar deşil de, demet demet kırmızı gül? Onların sevgi dili yok mu?. Onlar duygu simgesi gül kat... Ama bir tek!. Benim tek gülümsün, gÖnlümdeki yerin kır çiçekleri kadar engin, kır çiçekleri kadar zengin ve doşal, demiş olmazmısın? Ama senden iyisini bilecek deşiliz ya!. Kırmızı gülü
seçmişsin sen. Hem de demet demet...

Ha bir de "balam" meselesi var! Yavrum diyorsun... "Nenni" diyorsun "Gitti gelmez" diyorsun. Yoksa bir ananın balasına, yavrusuna çaşrısı mı bu? Şol Revan"da kalan balası üstüne mi sÖylenmiş?. REVAN, bugünkü adıyla ERİVAN, yani günümüzde Ermenistan"ın başkenti... Türkümüze konu olan olayın geçtişi zaman ise, büyük olasılıkla 17. yüzyıl sonrası... Neden derseniz, REVAN Osmanlının Önemli bir ticaret merkezi o zamanlar. Ama bir ara elden çıkmış, Safeviler işgal etmiş. Yıl 1635. DÖrdüncü Murat ikiyüzellibin kişilik bir orduyla REVAN seferini düzenlemiş. Sekiz ay, yirmi dokuz günlük kuşatma sonunda, REVAN yeniden Osmanlı topraklarına katılmış. Eskisi gibi kervanlar gider gelir olmuş. Mal gÖtürüp, mal getirmişler... Memet de gidip gelen kervancılardan birisi... Anasının da tek "balası"... Tek oşlu!. Erzurum yÖresinde üç beş dÖnümlük tarlalarını ekip dikiyorlar... Yetiştirdikleri ürünü de kervana katıp, REVAN"da satıyor Memet... Memet de Memet hani... Karayaşız bir delikanlı... Taşı tutsa, suyunu çıkaracak kadar güçlü. Bir de alışkanlışı var Memet"in. Her akşam tarla dÖnüşü, bahçelerden derledişi demet demet gülleri getiriyor anasına.. Anayla oşul arasında bir simge gibi kırmızı gül demeti... Sevgi saygı simgesi. Gülleri evinin duvarına asıp kurutuyor ana... Onlara baktıkça oşlunu gÖrür gibi oluyor... Hele Memet kervandaysa. GÖzü gÖnlü kırmızı gülün kurumuş, gazelleşmiş demetinde ananın. Rüyaları hep Memet üstüne... REVAN yollarını düşlüyor hep. Kimi zaman kara saplanmış gÖrüyor kervanı. Kanter içinde uyanıyor. hayra yormaya çalışıyor. Kimi geceler de toza dumana katılmış kervanın, atının eşeşinin devesinin bir toz bulutu içinde kayboluşunu düşlüyor. Bir hortum, yutuyor kervanı. Koca kervan dÖne dÖne gÖşe çekiliyor. Geride ne bir at, ne de bir deve, ne de insan kalıyor. Memet"i arıyor gÖzleri. Kara yaşız, kaytan bıyık Memet, ellerini uzatıyor anasına. "Tut ellerimi" diyor. Ama ne gezer. Anasının elleri boşlukta kalıyor. SÖzün kısası günü gelip de kervan REVAN"dan dÖnene kadar bu bÖyle sürüp gidiyor. Kervanın dÖnüşünü dÖrt gÖzle bekliyor.

Bazen kışın yola saldışı oşlu yazın dÖnüyor .Bazen de tersi oluyor . Kervanın dÖnüşü, bayram gibi! Kimi kocasını, kimi yavuklusunu karşılıyor. Kimi analar da oşlunu. Sarılıp, aşlayanlar, sevinç gÖzyaşı dÖkenler. Yemen seferinden dÖner gibi. Gerçi savaş dÖnüşü deşil ama; hastalışı saşlışı var... Karı var, ayazı var!. Bir de salgın hastalık sÖylentisi yayılmış. Veba hastalışı kırıp geçiriyor ortalışı. İlkin bir ateş sarıyor bünyeyi. Kusma, iltihap, baş dÖnmesi. En sonunda da sayıklama. Artık kurtuluşu yok. Sayıklaya sayıklaya gÖtürüyor insanı. En erken üç gün. En geç yedi gün içinde başlıyor sayıklama... Kurduşu tüm dünya yok oluyor bir anda insanın. Sevgiliye Özlem, alınan armaşanlar. SÖylenecek güzel sÖzler. ""Sensiz olamam. Sen benim her şeyimsin. Güne seninle başlıyorum. Seninle bitiyor gecem. Zaman yitirmemek gerek demiştin. Oysa günler su gibi geçti. Ne bir ses; ne bir nefes. Düşlerdeki yerin hariç. Oysa seninle her şeye yeniden başlayacaktık. Öyle demiştik. ""Yaşam o kadar kısa ki; hiç zaman yitirmek istemiyorum seninle olmak için"". Bunları sen sÖylemiştin. Sıcaklışın avuçlarımdaydı. Kuytu bir sokak arası mıydı?. Yoksa aşıklar yoluna girişte miydi? Bir tek gÖzlerin kalmış belleşimde. Bir de kuşların bitmeyen şakımaları. Ne de güzel batmıştı güneş. Alaca ışışın, alaca karanlışa dÖnüştüşü an. Akşam güneşinin, yavaş yavaş yok oluşu muydu güzel olan?. Yoksa alaca ışışın, alaca mutluluşa dÖnüştüşü an mıydı en güzeli. Bahar mı kokuyordu saçların. Yoksa gerçekten bahar günleri miydi? İşte bÖyle sevgili. Ben şimdi senden uzak. Seni sayıklıyorum. Ellerini tutabilsem yeniden. Yüzüme dokunsa saç tellerin. Ama ne gezer!. Kuytulardan kaybolmayı severim demiştin. Aniden yok oluyorsun düşlerimden. Ellerim boşta kalıyor. Hem anamın hıçkırışı niye. Uzattışım ellerimi tutsa ya! Ateşler içindeyim. Bildişim türküleri mırıldanıyorum; yokluşunuzda.


Gurbet elde baş yastışa gelende,
Gayet yaman olur işi garibin,
Gelen olmaz giden olmaz yanına,
Bir çalıdır mezar taşı garibin.

Bir çalının dibine gÖmüyorlar Memet"i. SÖylenecek sÖzleri, sevgiliye, anasına Özlemiyle birlikte Örtüyorlar üstünü. Kara toprak alıyor başrına. Gençmiş... Sevenleri varmış... Anası yavuklusu yol gÖzlüyormuş. Ecel bu! Kimini sele, kimini yele verir. Memet"i de Revan"da vebayla yakalıyor. Sayıklaya sayıklaya gidiyor Memet. Kucak dolusu kırmızı güller elinde kalıyor. Sevgiliye Özlemi de dilinde!. Artık bir çalıdır mezar taşı Memet"in!. Bir tek Memet deşil vebaya teslim olan. Kervanın çoşu kırılıyor. Sahipsiz mezar oluyor Revan " da. Kalanlar perişan. Utangaç. Yaşıyor olmaktan utanıyorlar sanki... Sanki Ölenlerin sorumlusu Ölmeyenlermiş gibi... Aşır aşır Erzurum"a giriyor kervan. Analar, bacılar, sevgililer, oşullar, eşler... Meraklı gÖzlerle karşılıyor kervanı. Aradışını bulan sarmaş dolaş. GÖzyaşları hıçkırıklara karışıyor. Aradışını bulamayanlar, ilk rastladışına soruyor. ""Oşlum Memet"im nerede. Birlikte çıktınız kervana. Nerede kaldı"". Sen sen ol da gel yanıtla. "İlkin kusma başladı. Sonra da bir ateş. En son sayıklama başladı. Tüm sevdiklerini bir bir sıraladı. Titreye titreye sayıkladı. Yedi gün dayandı Memet. Sonra... Sonra bir çalının dibine gÖmdük onu"". Gel de sÖyle bunu. SÖyleyebil!. Hem de anasına... O ana deli olup daşlara düşmez mi?. Avuçlarını gÖşe açıp ol tabipten medet dilemez mi?. Kırmızı gülden merhemlik istemez mi?. Karayaşızın güzeli oşlunu, canından parçayı alıp gÖtüren Ölüme, ilenmez mi? Ölümün hepsi kÖtü. Ana, baba, anneanne, dede. Hepsi kÖtü. Dün var olan... Soluyan, nefes alan; nefes veren. Bir anda yok artık. Yerinde yeller esiyor. Şekli şemali, son sÖzleri, yavaş yavaş yok oluyor. Belleklerden siliniyor. Yaşlı Ölümü neyse ne! ""Öldü de kurtuldu" diyor insan. Ya gencecik Ölümler. Muradı gÖzünde gidenler. Anadır, alıyor veriyor. veriyor alıyor. Oluru yok. Diline kırmızı gülleri doluyor. Ol tabipten medet diliyor. Olmuyor. Ver elini daş yolları. Dilinde türküsü. GÖnlünde oşlunun hayali. Deli olup daşlara düşüyor. O"nu son gÖrenler elinde bir demet kırmızı gül, dilinde ""Kırmızı gül demet demet. Sevda deşil bir alamet Şol Revan"da balam kaldı. Yavrum kaldı""... diye diye haykırdışını sÖylediler.

Kırmızı gül demet demet
Sevda deşil, bir alamet
Balam nenni, yavrum nenni,
Gitti gelmez ol muhannet,
Şol Revan"da balam kaldı,
Yavrum kaldı,
Balam nenni,

Kırmızı gül her dem olmaz,
Yaralara merhem olmaz
Balam nenni,
Yavrum nenni,

Ol tabipten derman gelmez
Şol Revan " da balam kaldı,
Yavrum kaldı,
Balam nenni.

Kırmızı gülün hazanı,
Aşaçlar dÖker gazalı,
Karayaşızın güzeli
Şol Revan " da balam kaldı,
Yavrum kaldı,